HAYATI
Home Page | Catalog Page | Custom Page | Photo Page | Favorite Links Page



ZEHIR
Cocukken haftalar bana asirdi;
Derken saat oldu, derken saniye...
Ilk dusunce, beni yokluk isirdi;
Sonum yokluk olsa bu varlik niye?



Yokluk, sen de yoksun , bir var bir yoksun!
Insanoglu kendi varindan yoksun.
Gelsin beni yokluk akrebi soksun!
Bir zehir ki , hayat ozu faniye...

Mayis 1983

Son Siiri



SAKARYA TURKUSU

Insan bu, su misali, kivrim kivrim akar ya;
Bir yanda akan benim , obur yanda Sakarya.
Su iner yokuslardan hep basamak basamak;
Benimse alin yazim, yokuslarda susamak.
Her sey akar,su, tarih, yildiz, insan ve fikir;
Oluklar cift: birinden nur akar , birinden kir.
Akista demetlenmis, buyuk, kucuk, kainat;
Su cikan buluta bak , su inen suya inat!
Fakat Sakarya baska, yokus mu cikiyor ne,
Kursundan bir yuk binmis, kopukten govdesine:
Catliyor, yirtiniyor yokusu sokmek icin.
Hey Sakarya , kim demis suya vurulmaz percin?
Rabbim isterse , sular buklum buklum burulur.
Sirtina Sakaryanin,Turk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam sana mi dustu bu yuk ?
Bu dava hor, bu dava oksuz, bu dava buyuk!...
Ne agir imtihandir, basindaki, Sakarya!
Binbir basli kartali nasil tasir kanarya?
Insandir saniyordum mukaddes yuke hamal;
Hamallik ki, sonunda , ne rutbe var ne mal,
Yalniz aci bir lokma , zehirle pismis astan;
Ve ayrilik, anneden, vatandan, arkadastan;
Simdi dovun Sakarya, dovunmek vakti bu an;
Kehkesanlara kacmis eski gunesleri an!
Hani Yunus Emre ki, kiyinda geziyordu;
Hani ardina cil cil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeslerin , comert Nil, yesil Tuna;
Giden sanli akinci , ne gun doner yurduna?
Mermerlerin nabzinda hala carpar mi tekbir?
Bulur mu deli ruzgar o sedayi: Allah bir!
Butun bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya kandillere katran doktu geceler.
Vicdan azabina es, kayna kayna Sakarya,
Oz yurdunda garipsin , oz vataninda parya!
Insan uc bes damla kan , irmak uc bes damla su;
Bir hayata cattik ki, hayata kurmus pusu.
Geldi olumlu yalan , gitti olumsuz gercek;
Siz, hayat suren lesler, sizi kim diriltecek?
Kafdagini assalar , belki ceker de bir kil!
Bu ifritten sualin, kilini cekemez akil!
Sakarya, saf cocugu, masum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldik , Allah yolunun!
Sen ve ben , gozyasiyla islanmis hamurdaniz;
Rengimize baksinlar, kandan ve camurdaniz!
Akrebin kiskacinda yogurmus bizi kader;
Aldirma, boyle gelmis bu dunya boyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kivril , ben gideyim, Son Peygamber kilavuz !
Yol onun , varlik onun, gerisi hep angarya;
Yuzustu cok surundun ayaga kalk Sakarya!...


GENCLIGE HITABE
Necip Fazil

Bir genclik, bir genclik, bir genclik...
Zaman bendedir ve mekan bana emanettir! suurunda bir genclik...
Devlet ve milletinin buyuk capa ermis yedi asirlik hayatinda ilk ikibucuk asrini ask, vecd, fetih ve hakimiyetle susleyici; uc asrini kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrini, Allahin Kuraninda belhum adal dedigi hayvandan asagi taklitcilere kaptirici; en son yarim asrini da isgal ordularinin bile yapamayacagi bir cinayetle, Turku madde planinda kurtardiktan sonra ruh planinda helak edici tam dort devre bulundugunu goren... Bu devirleri yukseltici ask, curutucu taklitcilik ve oldurucu kufur diye yaftalayan ve simdi, evet simdi... Besinci devrenin kapisi onunde dimdik bekleyen bir genclik...
Gokleri cokertecek ve yeni kurbaga diliyle butun dikeyleri yatay hale getirecek bir nida kopararak Mukaddes emaneti ne yaptiniz? diye meydan yerine cikacagi gunu kollayan bir genclik...
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, irzinin, evinin, kininin, ocunun davacisi bir genclik...
Halka degil HAKKA inanan, meclisinin duvarinda Hakimiyet hakkindir dusturuna hasret ceken, gercek adaleti bu inanista ve halis hurriyeti Hakka kolelikte bulan bir genclik...
Emekciye Benim sana acidigim ve yardimci oldugum kadar sen kendine aciyamaz ve yardimci olamazsin! Ama sen de, zulum gordugun iddiasiyle, kendi kendine Hakki ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcilara yakani kaptirmakta basibos birakilamazsin!, kapitaliste ise Allah buyrugunu ve Resul olcusunu kalbinin ve kasanin kapisina kazimadikca serbest nefes bile alamazsin!, ihtarini edecek... Koku ezelde ve dali ebedde bir sistemin askina, vecdine, diyalektigine, estetigine, irfanina, idrakine sahip bir genclik...
Birbucuk asirdir yanip kavrulan, bunca kesfine ve oyuncagina ragmen buhranini yenemeyen ve kurtulusunu arayan Bati adaminin bulamadigini, Turkun de yine birbucuk asirdir iste bu hasta Bati adaminda buldugunu sandigi seyi, o mubarek olus sirrini cozecek ve her sistem ve mezhep, ortada ne kadar hastalik varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayali varsa hakikatinin Islamda oldugunu gosterecek ve bu tavirla yurduna Islam alemine ve butun insanliga numunelik teskil edecek bir genclik...
Kim var! diye seslenilince, sagina ve soluna bakinmadan, fert fert Ben varim! cevabini verici, her ferdi Benim olmadigim yerde kimse yoktur! duygusuna sahip bir dava ahlakini pirildatici bir genclik...
Can tasima liyakatini, canlarin cani ugrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gozu kara ve o nisbette strateji ve taktik sahibi bir genclik...
Buyuk bir tasavvuf adaminin benzetisiyle, zifiri karanlikta ak sutun icindeki ak kili farkedecek kadar gozu keskin bir genclik...
Bugun, komik universitesi, hokkabaz profesoru, yalanci ders kitabi, cikartma kagidi sehri, muzahrafat kanali sokagi, fuhs albumu gazetesi, saskina donmus ailesi ve daha nesi ve nesi, hasili, guya kendisini yetistirecek butun cemiyet muesseselerinden aldigi zehirli tesiri uzerinden silkip atabilecek, kendi oz talim ve terbiyesine, telkin ve telbiyesine memur vasitalara kadar nefsini koruyabilecek, tekbasina onlara karsi durabilecek ve cetinler cetini bu isin destanlik savasini kazanabilecek bir genclik...
Annesi, babasi, ninesi ve dedesi de icinde olsa gelmis ve gecmis butun eski nesillerden hic birini begenmeyen, onlara Siz gunesi ceketininzin astari icinde kaybetmis marka muslumanlarisiniz! Gercek musluman olsaydiniz bu hallerden hicbiri basimiza gelmezdi! diyecek ve gercek muslumanligin ne idugunu ve nasilini gosterecek bir genclik...
Tek cumleyle, Allahin, kainati yuzusuyu hurmetine yarattigi Sevgilisinin alemleri manto gibi buruyen etegine tutunacak, Ondan baska hicbir tutanak, dayanak, siginak, barinak tanimayacak ve Onun dusmanlarini ancak kubur farelerine denk muameleye layik gorecek bir genclik...
Bu gencligi karsimda goruyorum. Maya tutmasi icin otuz kusur yildir, devrimbaz kodamanlarin viski cektigi kamistan borularla cigerimden kalemime kan cekerek yirtindigim, kivrandigim ve zindanlarda curudugum bu genclik karsisinda uykusuz, susuz, ekmeksiz, basimi secdeye mihlayip bir omur Allaha hamd etme makamindayim. Genc adam! Bundan boyle senden bekledigim, manevi babanin tabutunu musalla tasina, Anadolu kitasi buyuklugundeki dava tasini da gedigine koymandir.
Surda bir gedik actik; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe ruzgar, artik ne yandan esersen es!..
Allahin selami uzerine olsun!

 
HAYATI
Marasli bir soydan gelen Necip Fazilin cocuklugu, mahkeme reisliginden emekli buyuk babasinin Istanbul Cemberlitastaki konaginda gecti. Ilk ve orta ogrenimini Amerikan ve Fransiz kolejleri ile Bahriye Mektebinde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladi.Lisedeki hocalari arasinda donemin unlulerinden Yahya Kemal, Ahmet Hamdi(Akseki), Ibrahim Aski gibi isimler vardi.
Istanbul Edebiyat Fakultesi Felsefe Bolumunu bitirdikten (1924) sonra gonderildigi Fransada Sorbonne Universitesi Felsefe Bolumunde okudu. Pariste gecen bohem gunlerinden sonra, Turkiyeye donusunde Hollanda, Osmanli ve is Bankalarinda mufettis ve muhasebe muduru olarak calisti. Bir Fransiz okulu, Robert Koleji, Istanbul Guzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuari, Ankara Universitesi Dil ve Tarih-Cografya Fakultesinde hocalik yapti (1939-43). Sonraki yillarinda fikir ve sanat calismalari disinda baska bir isle mesgul olmadi.
Sairlige ilk adimini on yedi yasinda iken, annesinin arzusuyla basladi ve ilk siirleri Yeni Mecmuada yayimlandi. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde cikan siirleriyle kendinden soz ettirdikten sonra, Paris donusu yayimladigi Orumcek Agi ve Kaldirimlar adli siir kitaplari onu cok genc yasta cagdasi sairlerin en onune cikararak edebiyat cevrelerinde buyuk bir hayranlik ve heyecan uyandirdi. Henuz otuz yasina basmadan cikardigi yeni siir kitabi Ben ve Otesi (1932) ile en az oncekiler kadar takdir toplamayi surdurdu.


Sohretinin zirvesinde iken felsefi arayislarini surdurup icinde yeni bir donemin dogum sancisini hisseden Necip Fazil icin 1934 yili gercekten de hayatinin yeni bir donemine baslangic olur. Bohem hayatini en koyu rengiyle yasadigi gunlerde Beyoglu Aga Camiinde vaaz vermekte olan Abdulhakim Arvasi ile tanisir ve bir daha ondan kopamaz. Necip Fazilin hemen tumunde ustun bir ahlak felsefesinin savunuldugu tiyatro eserlerini birbiri ardina edebiyatimiza kazandirmasi bu doneme rastlar. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi piyesleri buyuk ilgi gorur. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Turk tiyatrosunun en guclu oyunlarindandir.


Necip Fazilin sairligi ve oyun yazarligi kadar onemli yonu, cikardigi dergilerle dusunce hayatimiza kattigi zenginlik ve bu dergilerde cikan yazilarla surdurdugu mucadeledir. Haftalik Agac dergisi (1936,17 sayi) donemin unlu edebiyatcilarinin toplandigi bir okul olmustur. Buyuk Dogu dergisinde cikan yazilariyla Ismet Pasa ve tek parti (CHP) yonetimine siddetli bir muhalefet surdurmesi sonucu hakkinda acilan cok sayida davada yuzlerce yil hapsi istendi, 163. maddeye aykiri bulunan yazilari ve kimi zaman da bulunan bahanelerle birkac yilda bir hapse mahkum oldu. Cinnet Mustatili adli eserinde hapishane anilari yer alir. Sik sik kapatilan ve cesitli bahanelerle toplatilan Buyuk Dogunun cikmadigi surelerde gunluk fikra ve cesitli yazilarini Yeni Istanbul, Son Posta, Babialide Sabah, Bugun, Milli Gazete, Hergun ve Tercuman gazetelerinde yayimlandi. Buyuk Doguda cikan yazilarinda kendi imzasi disinda Adidegmez, Murid, Ahmet Abdulbaki gibi mustear isimler kullandi. 1962 yilindan itibaren de hemen hemen tum Anadolu sehirlerinde verdigi konferaslarla buyuk ilgi topladi. Basta Ideolocya Orgusu (1959) olmak uzere dusunce eserleriyle kultur hayatimiza verdigi buyuk hizmet, diger tum yonlerini bile geride birakacak ustunluktedir.
1980'de Kultur Bakanligi Buyuk Odulunu,Iman ve Islam Atlasi adli eseriyle fikir dalinda Milli Kultur Vakfi Armaganini (1981), Turkiye Yazarlar Birligi Ustun Hizmet Odulunu (1982) almis beratla Sultan-us Suara (Sairlerin Sultani) unvanini kazanmistir.